TELEFONDA ETKILI İLETİŞIM KURMANIN YOLLARI

ELEFONDA ETKİLİ İLETİŞİM

localveri Genel

Telefonda Etkili İletişim
TELEFONDA ETKILI ILETISIM KURMANIN YOLLARI
Tok ses gucu, ciliz ses ise guvensizligi yansitir

Iyi bir konusma teknigi sayesinde karsinizdaki kisiyi olumlu yonde etkileyebilirsiniz.

Gerek gunluk yasamin icerisinde gerceklesen kisisel sohbetlerde gerekse is baglantilarinin kurulmasinda telefon konusmalari buyuk onem tasiyor. Ancak bu onemli iletisim aracini dogru kullanabilmek gorusmelerin kalitesini belirliyor. Konusma sirasinda sectiginiz sozcukler, telefonu acis sekliniz hatta ses tonunuz bile size bircok kapiyi aralayabilecegi gibi kapilarin yuzunuze kapanmasina da sebep olabilir. Ayrica ABD’de yapilan bir arastirma sonucuna gore dinleyicilerin kafalarinda konusucunun telefondaki ses kalitesine gore yonetme ve otorite gucu, zekasi, egitim duzeyi ve guvenirligi hakkinda bir fikir olustugu tespit edilmis. Tok bir ses guclu ve saglam, ciliz ve tiz bir ses ise zayif ve guven vermeyen bir intiba yaratir.

TUDEV’de ogretim gorevlisi olarak calisan Alfa Basim Yayin’dan cikan Coskun Yeni’nin Telefonda Etkili Iletisim kitabi da sikca rastlanan hatalara ve yapilmasi gerekenlere deginiyor. Kendisiyle gorustugumuz Yeni, Yeni Asir Insan okurlari icin telefonda nasil etkili bir iletisimin kurulacagina degindi.

Bu isin de kurali var. Bir telefona yanit verirken ilk 4-6 saniyenin olumlu bir izlenim yaratmak icin cok onemli olduguna deginen Yeni, telefona verdiginiz yanitin iletisimin kalitesini etkiledigini soyledi ve uyulmasi gereken kurallari siraladi:

1. Hazirlikli olun
Arayan kisinin ismi, is, ev ya da cep telefonu numarasi, kurum icindeki dahili numarasi, sizinkinden farkli ise ulke ve alan kodu, firma ya da departman ismi, e-mail adresi, gorusme tarihi ve saati, gorusme konusu, konusma sonunda alinan kararlarin ana basliklari gibi onemli bilgileri not etmek icin yani basinizda bir kalem ve bloknot bulundurun. Sizi arayan kisinin ismini konusma boyunca kullanin. Insanlar isimlerinin soylendigini duymaktan hoslanirlar.

2. Telefona gecikmeden yanit verin
Sizi arayan kisi ne kadar mesgul oldugunuzu goremez. Kisiye beklerken bes saniye bir dakika gibi gelir. Yanit verilmeyen ya da uzun sure calan bir telefon onemli bir firsatin kacmasina veya musterinin sinirlenmesine neden olabilir. Uzmanlari gorusune gore telefona ucuncu calista cevap vermek en gecerli kuraldir.

3. Gulumseyin
Ne kadar mesgul ne kadar stres altinda olursaniz olun her zaman gulumseyin. Gulumseme sesimizi etkiler. Bir baska deyisle sesimiz yuz kaslarimiz kullanilirken onemli olcude etkilenir. Ses tonunuz samimi ve icten olmalidir. Ahizeyi kaldirmadan once aynaya bakip yuz ifadelerinizin sicak ve samimi oldugundan emin olun.

4. Telefona etkili bir selamlamayla yanit verin
Birisiyle ilk tanistiginizda olumlu etkilesim saglamak icin nasil el sikisiyorsaniz, telefona cevap verirken kullandiginiz sozcukler ve ses tonunuz da karsilikli bir etkilesim saglar.

5. Kendinizi ve calistiginiz kurumu tanitin
Selamla ifadelerinden sonra isminizi ve calistiginiz sirketin gerektiginde departmanin ismini belirterek telefondaki kisiyle iliskinizi gelistirmeye devam edin. Sadece “Alo” demek zaman kaybindan baska bir sey degildir. Ote yandan “Evet?” veya “Efendim?” sozcukleri kaba ve hic hos olmayan bir yanittir. Arayan kisiye kendisine nasil yardimci olabileceginizi sormayi unutmayin.

6. Aktif bir dinleyici olmayi unutmayin
Dinlemek bir sanattir. Biri sizi dikkatli biri sekilde dinlediginde kendinizi ozel hissetmez misiniz? Iyi bir iletisimci olmak icin ilk once iyi bir dinleyici olmasini ogrenmelisiniz. Telefondaki kisiyi dinleyin.

7. Dikkatinizi telefondaki kisiye verin
Iyi dinleme uygulama gerektiren bir beceridir. Iyi dinleyen bir kisi digerleriyle kolayca iliski kurar.

8. Telefondayken bir baska seyle mesgul olmayin
Telefonu kaldirdiginizda, o an yapmakta oldugunuz isi birakin. Bunu yaparak elinizdeki isi kaybetmezsiniz. Ama musterinizi kaybedebilirsiniz!

9. Asla kaba ve laubali olmayin
Her zaman profesyonel olun. Gerek calistiginiz kurum icinden gerekse kurum disindan gelen telefonlara laubali ve olmasi gerekenden fazla samimi davranmayin. Telefondaki kisi ne kadar kaba davranirsa davransin karsilik vermeyin.

10. Sabirli ve sogukkanliliginizi muhafaza edin
Telefonda sik sik tatmin edilmesi zor, huysuz ve kizgin musterilere hizmet vermek zorunda kalabilirsiniz. Unutmayin bu tur musterileri idare etmek, yonetim ve iletisim becerilerinizi ispat etmek icin bir firsattir. Sayet bunu basarabilmisseniz gercek bir profesyonelsiniz demektir.

11. Calistiginiz kurumu iyi taniyin
Etkili olabilmek icin calistiginiz kurumun sundugu hizmet ve urunleri tanimalisiniz. Bu size sorulan basit ve temel sorulara cevap verebilmenizi saglar.

12. Kisa ve oz olun
Kisa konusmalar zamandan ve paradan tasarruf saglar. Ancak uzun kisisel konusmalar pek cok kisiyi sikar.

13. Vakit gecirmeyin
Bir cok kisi sizi tekrar arayacagim deyip aramaz. Nerede olursaniz olun en kisa zamanda kisiye donun.

14. Kisiyi telefonda bekletmeyin
Arayan kisiyi telefonda bekletmeniz gerekiyorsa nedenini izah edin ve bekleyip bekleyemeyecegini sorun. Beklemeyi kabul etmisse, kisiye duzenli olarak (30-45 saniyede bir) donun ve ismiyle hitap ederek bekleyip beklemedigini sorun.

 

SONUCA YÖNETİK KANAL YÖNETİMİ

,

SONUCA YÖNELİK KANAL YÖNETİMİ

localveri İş

Sonuca Yönelik Kanal Yönetimi
Yazar: Adam J. Fein

Tedarik zincirleri ve pazarlama kanalları yeniden şekilleniyor; çünkü e-iş, konsolidasyon ve entegre tedarik biçimleri, üretici, dağıtıcı ve müşteri arasındaki ilişkiyi değiştiriyor. Bu evrimleşme, şu naif tahmine oranla daha karmaşık: Müşteriler ve üreticiler doğrudan ilişkiler kurdukça, dağıtıcıların “aracı rolü” ortadan kalkacak. Peki, üreticiler, bu belirsizlik çağında büyümek için mevcut endüstriyel kanallarını en iyi biçimde nasıl kullanabilirler?

Ulusal Toptancılar-Dağıtıcılar Birliği, her üç yılda bir, “Değişimin Gücüyle Başa Çıkmak” başlıklı genel eğilimler araştırmasına sponsor oluyor. Bu araştırmada, dağıtım kanallarının geleceği inceleniyor. Pembroke Consulting tarafından hazırlanan en son rapor, halen bağımsız bir dağıtıcının ya da bayi kanalının hizmetlerine ihtiyaç duyan firmalar için stratejiler sunuyor.

Görülüyor ki, işletmeden işletmeye e-ticaret yapan sanayi kollarında pazar payını artırmak açısından e-iş güçlü bir araç. Özellikle de son kullanıcılara erişmek için aracılara güvenen üreticiler için ideal. Ne var ki, e-iş, kanal yönetiminde geleneksel yaklaşımların yeniden düşünülmesini de gerektiriyor. Üreticiler, birbiriyle ilintili şu üç strateji sayesinde kanaldaki yeni gelişmelerden kârlı çıkabiliyor:

1. Son Kullanıcının Satın Alım Sürecini Anlamak
Pek çok üretici, kanal ilişkileri dolayısıyla müşterilerden izole bir biçimde faaliyetlerini sürdürüyor. Büyük müşterilere ulaşmak için, üreticilerin, satış ve ifa sorumluluklarını dağıtıcılara ve diğer aracılara bırakmaları gerekiyor. Endüstri ve teknoloji şirketlerindeki yönetim, pazaryerinden izolasyonu daha da artırıyor; çünkü şirketler, tüm enerjilerini en kaliteli ürünü tasarlamak için harcıyor ve bunu yaparken müşterilerin ürün satın alım ve kullanım süreçlerini göz önünde bulundurmuyor.

Üreticiler, yeni teknolojiler sayesinde pazar paylarını artırabilmek için son kullanıcıların mevcut ve geleceğe yönelik satın alım önceliklerini anlamak zorunda. Hiç şüphesiz, son kullanıcıların, satın alım sürecinden, birinci kalite ürünün ötesinde ne talep ettikleri tam olarak anlaşılmazsa, e-iş ve kanal yatırımları boşa gidecek ve hiçbir sonuç vermeyecektir.

Tedarik alanındaki değişimleri düşünün. Son 10 yıldır, kurumsal müşteriler, tedarik sözleşmelerini konsolide ederek, entegre tedarik anlaşmaları yaparak, e-tedarik sistemleri kurarak, tersine mezat denemeleri yaparak ve üretici firmaların verimini artırarak, içe dönük tedarik zinciri sistemlerinin etkinliğini artırmaya odaklanmış bulunuyor.

Üreticiler, yanıt verebilmek için, kazanan kanalları ortaya çıkarmalı ve müşterilere erişimi korumak amacıyla bu kanallarla işbirliği yapmalı. Kazanan, elektronik veri değişimi ve e-tedarik desteği gibi gelişmiş işlem hizmetleri sunan bir dağıtım aracısı olabiliyor.

Kazananları seçmenin sırrı, son kullanıcıların ürünlerinizi nasıl temin ettiklerini çok iyi anlamakta yatıyor. Örneğin, işletmeden işletmeye e-ticaret kanallarında yer alan müşteriler, tedarik, satın alım ve envanter bakımı konularında inanılmaz derecede yüksek organizasyon maliyetleriyle karşı karşıya kalıyor. Müşterinin toplam alım maliyetini düşüren bir dağıtıcı ya da kanal, genel olarak, yalnızca daha düşük fiyat teklif edene yeğ tutuluyor.

Pazara çıkış kanalının başarılı evrimi ve dönüşümü, müşterilerin taleplerindeki değişikliklere tepki olarak ortaya çıkıyor. Üreticiler, son kullanıcıların gözünde en iyi olan kanalla gecikmeden bir işbirliği yaparak, hem kaynaklarını daha iyi kullanabiliyor, hem de daha güçlü ve talepkar müşterilerin ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar.

Üreticiler, son kullanıcıların yalnızca hangi ürünleri aldıklarını ya da kim olduklarını değil, aynı zamanda nasıl satın aldıklarını ve ne istediklerini de bilmek zorunda. Bu ise yalnızca “ne”ye karar verildiği hakkında değil, aynı zamanda ürün seçiminin “nasıl” yapıldığı hakkında da araştırma ve içgörü gerektiriyor. Ürünler, alıcının gözünde bir amaca hizmet eden araçlar oluyor. Ürün tatmini anketleri ve özellik/işlev odaklı pazar araştırmaları, evrimleşen kanala ilişkin ipucu sağlayan davranışsal eğilimleri gözden kaçırıyor.

2. Kanal Ortaklarınızın Ekonomilerini Yeniden Yapılandırın
E-iş, müşterilere daha düşük maliyetler ve geleneksel pazara çıkış sürecinin alt bileşenleri için daha ileri düzeyde hizmet seçenekleri sunarak kanal aktivitelerini birbirinden ayırıyor. Bu ayırma işlemi, kanal dengelemesine yeni yaklaşımlar gerektiriyor.

Örneğin, e-iş, müşteriye bilgi akışı üzerinde daha fazla kontrol sağlamak üzere üreticilere uygun maliyetli bir çözüm sunuyor. Müteahhit ya da küçük sanayi alıcıları gibi daha küçük müşteriler, ürün seçimi ve kullanımında teknik ve kurumsal yardım almak için, tipik olarak dağıtıcının iç ve dış satış temsilcilerine güveniyorlar.

Bugün, müşteriler ve satın alma müdürleri, satış kanallarını es geçmek ve ürün özellikleri, garanti ve indirim bilgileri, malzeme güvenlik detayları ve potansiyel tedarikçiler hakkında doğrudan bilgi edinmek amacıyla gittikçe daha fazla İnternet’i kullanıyorlar. Online teknoloji, coğrafya, zaman ya da müşteri sayısı gibi geleneksel maliyet sınırlamalarının üstesinden geliyor.

Bu gelişmeler, üreticilere, geleneksel kanal ekonomisini yeniden tanımlama fırsatı veriyor; çünkü bir dağıtıcının satış gücünün değeri, müşterilerin gözünde düşüyor. Geleneksel kanalların karşılaştığı zorluklar, online değişimler ya da doğrudan satın alma stratejileri değil. Aksine, araştırmamıza göre, e-iş kanal kârlarını kısıyor; çünkü hepsi olmasa da bazı işlevler, geleneksel kanaldan kopuyor. Ya genel harcamalar azalıyor ya da dağıtıcılar, brüt marjlarını haklı çıkarmak için başka yollar aramak durumunda kalıyorlar.

Bu geçiş, ilaç ya da otomobil gibi kanallarda baş gösterdiğinde, kanal marjları düşüyor; çünkü aracı firma daha az değer katıyor. Öte yandan, araştırmamız, yerel servisten ve teknik destekten feragat ya da karmaşık ifa talepleri anlamına gelecekse, tüm satın alma süreçlerini doğrudan ve online bir ilişkiye dönüştürme konusunda kurumsal müşterilerin isteksiz olduklarını gösteriyor.

Üreticiler, işlevsel indirim programları düzenleyerek, geleneksel kanallarının birbirinden ayrı rollerini yönetebiliyorlar. İşlevsel bir indirim programında, ödemelerin kanal tarafından yapılan esas aktivitelerle bağlantısının sağlanması için, dağıtıcılara tazminat ödemeleri (indirim listesi) yapılıyor.

Üreticiler değil ama müşteriler, kendi kanallarının sağladığı değeri belirlemek için ideal konuma getiriliyor. Bu, bir e-iş stratejisi uygulayabilmek için son kullanıcı davranışı hakkında detaylı bilgi sahibi olmanın değerini gösteren bir başka neden.

3. Tepeden Yönetin
Üreticiler, tedarik zincirinin tepesinde yer alıyor ve ürünlerini müşterilerle buluşturmak için çeşitli satış, pazarlama ve fiziksel dağıtım sistemleri kullanabiliyorlar. Bu yüzden, yeni teknolojileri ve programları uygulamadan önce dağıtım kanalı ortaklarının kurumsal ihtiyaçlarını değerlendirmek açısından iyi bir konumda bulunuyorlar. Kanaldaki teknoloji bağlantıları, müşterilere fayda sunmalı; dağıtıcılar ve bayiler açısından yatırımın belirgin bir biçimde geri dönmesini sağlamalı.

Liderlik, ortaklarınızı tanımak ve hem yeterliliklerini hem de performanslarını değerlendirmek ile başlıyor. Buna karşın, sık sık, e-iş ve kanal yönetimi girişimleri olan ama resmi bir dağıtıcı değerlendirme programları bulunmayan endüstriyel üretim firmalarıyla karşılaşıyoruz.

Değerlendirmeler, yıllık yapılmalı ve hem niceliksel, hem de niteliksel değerlendirmeleri içermeli. Niceliksel ölçümler, dağıtıcının satın alım biçimlerini, fiyatlandırma yeteneklerini ve pazar payını kapsayabiliyor. Niteliksel değerlendirme, dağıtıcının yönetim gücünü, büyüme planlarının etkinliğini ve müşterilere sundukları toplam değeri içerebiliyor.

Bir kanal ortağıyla e-iş yaparken yürütülecek niteliksel değerlendirmenin ilk soruları şöyle olabiliyor:
·“Teknoloji sistemlerinizi yükseltmek üzere ne tür planlarınız var?” Teknolojiyi kurmak ve korumak masraflı bir iş. Pek çok küçük dağıtıcı, gerekli teknoloji yatırımlarını yapacak ya da üreticileri için özel santraller kuracak anaparaya sahip değil. Diğerleri açısından da ilk yatırım, entegrasyon ve süregiden bakım ile birleşince, tedarikçilerle elektronik olarak haberleşmenin avantajlarını dezavantaja dönüştürüyor.
·“Müşterileri hayal kırıklığına uğratmamak için birlikte nasıl çalışacağız?” Müşteri, dağıtıcıları ve üreticileri birbirine bağlayan sistemlerle etkileşim içindeyken sorunsuz bir deneyim yaşamayı bekliyor. Bu etkileşim, riski artırıyor; çünkü müşteri yönetimi ve envanter sistemlerinin kanal boyunca mükemmel bir biçimde entegre edilmesi gerekiyor. Operasyon ve etkileşimlerin bu karmaşık yapısı, müşteri beklentilerinin altında performans gösterme olasılığını yükseltiyor. Bir satış kanalı için bu tür sistemler tasarlamak amacıyla müşterinin satın alma tercihlerini iyi öğrenin.
·“Geleceğe yönelik stratejik hedefleriniz neler?” Kanal değerlendirmesinin kirik bir parçası, dağıtıcıların ve bayilerin büyüme planlarını incelemek. Dağıtıcı ve bayilerin hepsi de büyümek istemiyor. Büyümek isteyenler için, bu arzu, tepe yönetimden başlıyor ve şirketin iş uygulamalarına, hizmet kültürüne ve tazminat planlarına kadar nüfuz ediyor. Büyüme planları gerçekçi olmalı; yeni ürünleri satmak ya da yeni müşterilere satış yapmak için gerekli yatırım ve becerileri yansıtmalı. Bayiler ve dağıtıcılar, bir müşterinin neden kendilerinden satın alacağını açıklayabilmeli ve teknolojinin şirketlerine nasıl uyduğunu gösteren net bir plana sahip olmalı.

Üreticiler ve dağıtıcılar arasındaki iş ilişkileri, başkalarını düşünmeye dayalı değil ve öyle olması da gerekmiyor. Gelişen bir kanala stratejik bir perspektiften bakabilmek, daha güçlü ve etkili bir pazara çıkış stratejisi yaratıyor

 

SERMAYEDEN DAHA ÖNEMLİ

, ,

SERMAYEDEN DAHA ÖNEMLİ

localveri İş YönetimiKişisel Gelişim

İster tam, ister yarı zamanlı olsun, herhangi bir iş kurarken çok miktarda sermayeye (paraya) sahip olmanın ne kadar önemli olduğunu biliriz. Ama bahse girerim, hepimiz sıfır sermayeyle yola çıkıp servet sahibi olan insanlar olduğunu da bilir ya da en azından duyarız. Nasıl olur, diye sorabilirsiniz.

Girişiminizi başarılı kılacak, sermayeden daha değerli unsurlar olduğuna inanıyorum. İşte size bir liste…

1) Zaman
Zaman, sermayeden daha değerlidir. Çöpe atılmamak ve boşa harcanmamak üzere bir kenara ayırdığınız zaman. Kâr edebilmek umuduyla kurulacak ve pazara değer katacak bir işletmeye yatırılmak üzere ayırdığınız zaman. Artık, zaman denen bir sermayeye sahibiz.

Zaman ne kadar değerli? Uygun bir biçimde yatırılan zaman servet değerindedir. Boşa harcanan zaman yıkım olabilir. Yatırılan zaman mucizeler yaratabilir; öyleyse zamanınızı yatırın.

2) Çaresizlik
Yeni kuracağı işte en büyük ilk yatırımı çaresizlik olan bir arkadaşım vardı. “Çocuklarım aç; bu işi başarmalıyım. Aksi takdirde ne yaparım?” diyordu. Böylece, inandığı bir ürünü satmak üzere kurduğu işe 1 dolar yatırdı. 1 dolarla birkaç el ilanı edinip perakende satış yapacak, kazandığı parayla da ürünü toptan alıp müşteriye teslim edebilecekti.

Bir başka arkadaşım, liseyi bitirir bitirmez Chicago’ya gitti. İlk işi, gece bekçiliğiydi. Biri ona neden gece bekçiliğine razı olduğunu sorduğunda, yetersiz beslenme, diye yanıt verdi. Aç olduğunuzda, bulabildiğiniz her tür işte çalışırsınız. Çalışmak için bir yere gidersiniz; gece bekçiliği gibi; neresi olduğu fark etmez. Yıllar sonra arkadaşım, Horatio Alger ödülünü aldı. Zengin ve güçlüydü; yaşam şekliyle örnek gösterebileceğim bir insandı. Ama ilk işi gece bekçiliği idi. Çaresizlik, güçlü bir dürtü olabilir. Yapmalıyım, dediğinizde.

3) Kararlılık
Kararlılık, yapacağım, der. Arkadaşım, önce “Müşteri bulmalıyım,” dedi. Çaresizlik. Sonra, “İlk gün bitmeden birini bulacağım,” dedi. Hiç şüphesiz, birini buldu. “Bir kez işe yaradıysa, bir daha işe yarar,” dedi. Fakat sonra, bir sonraki kişi “Hayır,” dedi. Şimdi neye yatırım yapmalısınız?

4) Cesaret
Cesaret, sermayeden daha değerlidir. Yalnızca 1 dolarınız ve çok cesaretiniz varsa, önünüzde harika bir geleceğin olduğunu söyleyebilirim. Koşullara rağmen cesaret. İnsanlar, ne olursa olsun, en inanılmaz işlere imza atabilirler. Hiç böyle öyküler duymadık mı? İç savaşların cehenneme çevirdiği ülkelerde her şeyini kaybettikten sonra yeniden yaşama dönmeyi başaranların inanılmaz hikayeleri. Onlar insan. İnsanları küçümseyemezsiniz. Bir şey yüzünden değil, her şeye rağmen cesaret. 3-4 satışla işleri yoluna koyduktan sonra sırada şunlar var.

5) Hırs
“Harika! 3 adet satabiliyorsam, 33 adet de satabilirim. 33 adet satabiliyorsam, 103 adet de satabilirim.” Müthiş. Geleceğe yönelik hayallerinizle şaşkına dönersiniz.

6) İnanç
Artık, iyi bir ürününüz olduğuna inanmaya başlarsınız. Bu, muhtemelen iyi bir şirket. Ve kendinize inanmaya başlarsınız. Arkadaşım, iki çocuklu, işsiz ve bekar bir anne. “Bunu mutlaka başaracağım!” diyor. Kendine olan güveni artıyor. Bunlar, eşi benzeri olmayan yatırımlar. Para, buna dokunamaz. Ya 1 milyon dolarınız olmasına rağmen hiçbir inancınız olmasaydı ne olacaktı? Fakir olurdunuz. Zengin olamazdınız. Şimdi, sırada arkadaşımın neden bugün bir milyoner olduğunu açıklayan neden var.

7) Yaratıcılık
Beyninizi çalıştırmak. Muhtemelen bugüne kadar, beyin gücünüzün yaklaşık 10’da 1’ini çalıştırıyordunuz. Peki, kalan 10’da 9’luk bölümü de kullansaydınız ne olurdu? Neler olabileceğine inanamazsınız. İnsanlar, yapılacak en ilginç işlerle karşımıza çıkarlar. Yaratıcılık. Yaratıcılığın değeri nedir? Bir servet. Paradan daha değerlidir. Tek ihtiyacınız olan, 1 dolar ve çok fazla yaratıcılık. İşin yürümesini sağlayacak bir yol bulmak.

8) Kalp ve Ruh
Kalbin ve ruhun yerini ne tutabilir? Para değil. Para, kalbi ve ruhu satın alamaz. Kalp ve ruh, 1 milyon dolardan daha değerlidir. Kalp ve ruh olmaksızın 1 milyon dolar; bu yaşamak değildir. Hiçbir etkiniz yoktur. Ama kalp ve ruh, insanları harekete geçiren, görünmez bir büyü gibidir; insanları satın almaya, karar vermeye, eylemde bulunmaya ve tepki göstermeye iter.

9) Kişilik
Tek yapmanız gereken, kişiliğinize çekidüzen vermek ve onu güçlendirmek. Sağlam bir kişiliğiniz var. Onu yalnızca, her gün etkili olabileceği bir seviyeye getirmelisiniz. İster çocuk, ister işadamı, ister zengin, isterse yoksul olsun, kiminle konuşursanız konuşun, kişiliğiniz etkisini göstermelidir. Her yerde evindeymiş gibi davranabilen eşsiz bir kişilik. Akıl hocam şöyle derdi: “İster derme çatma bir kulübede bira içiyor; ister bir arkadaşınla boks maçı seyrediyor; isterse senatörün malikanesinde konuk ediliyor ol, her zaman rahat davranmayı öğrenmelisin.” Zengin ya da yoksul olmaları fark etmeksizin, herkesle kolay iletişim kurabilmelisiniz. Kimin zengin, kimin yoksul olduğu sizin için önemli değildir. Kim olursa olsun, biriyle benzersiz bir ilişki kurma fırsatı yakalamışsınızdır. Rahat bir kişiliğiniz olmalı. Her koşulda özünü koruyan bir kişilik.

10) Karizma ve İncelikli Düşünce
Bir miktar tevazuyla birlikte karizma. Bir şey söyleme ve insanların sizi hâlâ sevmelerini sağlama yeteneği. Mükemmel!

Listenin tamamı, paradan daha değerlidir. 1 dolar ve size az önce ilettiğim liste ile, dünyayı avcunuza alabilirsiniz. Hangi bölümünü ya da yaşamınızda hangi gelişmenin olmasını isterseniz, o sizindir. Size işin sırrını verdim. Sermaye. Paradan daha değerli olan ve hem geleceğinizi, hem de servetinizi garantiye alabilecek sermaye. Unutmayın; kaynaklarınız yok değil.

 

İMDAT SATIŞ YAPAMIYORUM !!!

,

İMDAT SATIŞ YAPAMIYORUM !!!

localveri E-Ticaretiçerik pazarlamaİş Yönetimi

Satışlar düştü mü? Yeterli (ya da hiçbir) satış yapamıyor musunuz? Tekdüzelikten kurtulamıyor musunuz? Belki de büyük bir kriz yaşamıyorsunuz; yalnızca belirli bir kotayı dolduramıyorsunuz. Biraz kibar olalım ve buna “başarılamayan satış” diyelim.

Paniğe kapılmayın.
Koşulları çok zorlamayın.
Kendinizi üzmeyin.
Çıldırmayın.
Ve her şeyden önemlisi, pes etmeyin.

Satışları ne düşürür? Siz. Bu yüzden, satışları canlandıracak en uygun (tek) kişi sizsiniz.

Satışların düşmesine neden olan temel unsurlar şunlardır:

  • Zayıf inanç sistemi:Şirketimin ya da ürünümün en iyi olduğuna inanmıyorum. Kendimin en iyi olduğunu düşünmüyorum.
    • Yanlış çalışma alışkanlıkları: İşe geç gitmek ya da ucu ucuna “zamanında” yetişmek. Zamanı verimli kullanmamak.
    • Olumsuz yargılara yol açan yanlış algılamalar: Sanırım, fiyatlarım çok yüksek ya da bölgem çok kötü.
    • Dış baskı: Parasal, ailevi ya da kişisel sorunlardan kaynaklanan.
    • Kişisel zaaflar: Çok içmek, çok yemek ya da çok fazla kumar oynamak.
    • Destek olmak yerine köstek olan bir patron: “Yapabileceğine inanıyorum” yerine “Yapmazsan, hiç iyi olmaz” diyen biri.
    • Aksi giden işler: Yeni satış elemanı sizin önünüze geçmiştir; bir başkası, terfi etmiştir; oysa o terfi, sizin hakkınızdır.
    • Müşteri, büyük bir siparişi iptal etmiştir: Kendinize olan inancınızı azaltan ya da ciddi maddi sorunlara yol açan ya da ikisine birden neden olan bir durum.
    • Depresyona girmek: Yukarıdaki herhangi bir sebepten kaynaklanır.

Satışlar düştüğünde, en iyi oyun planınızı (Bu plan, diğer kişiye yardımcı olmak için satış yapmak ve amacınızda ne kadar samimi olduğunuzu göstermektir) uygulamak yerine, siparişlerin artması için uğraşırsınız. Satış baskısı yaşadığınızda, müşteri adayı bunu fark eder ve geri adım atar.

Daha sonra, işler kötüleşir. Satış yapamıyorsunuzdur ve paniğe kapılmaya başlarsınız. Toplu iğne bile satamıyorum. Kovulacağım. Kiramı ve faturalarımı ödeyemeyeceğim… Yanlış korku. Rahatlayın; durumunuz, sandığınızdan daha iyi.

Hasta yatağına düşen satışlarınızı iyileştirmek için şu reçeteyi uygulayabilirsiniz:

  • Temel bilgilere dönün:Yanlış olan, çoğu zaman karmaşık değildir. Aslında, neyin yanlış olduğunu muhtemelen biliyorsunuz. Sorununuz, bunun başka birinin hatası olduğunu düşünmenizdir. Yanlış. Anında ilgilenilmesi gereken iki ya da üç alan sıralayın. Harekete geçmek için tüm cesaretinizi toplayın.
    • Başarı için planınızı gözden geçirin (ya da yenisini yapın): Bugün.
    • Daha akıllıca/sıkı çalışmak için yapabileceğiniz beş şeyi sıralayın: Düşündüğünüz (ya da söylediğiniz) kadar akıllıca çalışmak için plan yapın.
    • Sunumunuzu değiştirin: Farklı bir yaklaşımı deneyin. Müşterinin bakış açısından değerlendirin.
    • En iyi beş müşterinizle konuşun: Durumunuzu değerlendirmelerini isteyin.
    • Sunumunuzu değerlendirmesi için, saygı duyduğunuz biriyle temas kurun: Satış görüşmelerine giderken onu da yanınızda götürün. Özel bir danışman tutun.
    • Akıl hocanızı ziyaret edin: Oraya gittiğinizde yanınızda yeni bir plan olsun.
    • İşyerine herkesten bir saat önce gelin: Verimli zamanı artırın.
    • Zayıf kişilerden uzak durun: Sürekli olumsuz düşünen ya da başarısız olan kişilerle diyalog kurarak krizi derinleştirmeyin.
    • Olumlu ve başarılı insanlarla zaman geçirin: Başarıya ulaşmanın en iyi yolu.
    • Biraz eğlenin: Rahat hareket edebileceğiniz, eğlenebileceğiniz bir yere gidin; yapmayı en çok sevdiğiniz şeyi bir miktar abartarak yapın (Elbette, satışlarınızdaki düşüşün sebebi, fazla eğlence değilse).
    • Günde 30 dakikayı (en iyisi sabah) olumlu bakış açınız hakkında kitap okuyarak geçirin: Daha sonra tüm gün arabanızda yaklaşım ve satış konulu kasetler dinleyin.
    • Sunumdan hemen önce, en sevdiğiniz şarkıyı dinleyin: Bir sonraki görüşmenize şarkı söyleyerek gidin.
    • Birkaç gün tatil yapın: Sakinleşin; durumunuzu değerlendirin; plan yapın; yeniden gruplara ayırın; enerjinizi toplayın; kararlı ve daha zinde olarak işinize dönün.
    • Ofisinizi yeniden düzenleyin: Eşyalarda biraz değişiklik yapın; onlara yeni bir görünüm kazandırın.
    • Sunumlarınızı canlı olarak kaydedin: Hemen ardından, arabada dinleyin. Not alın. Düzeltmek için harekete geçin.
    • Sunumunuzu kaydedin: Size yapıcı eleştiride bulunabilecek insanlarla birlikte izleyin.
    • Bir gün boyunca görüşmelerinize giderken tanıdığınız en iyi satış uzmanını yanınıza alın: Her görüşmeden sonra yazılı bir değerlendirme isteyin.
    • Bir hafta boyunca görüşmelere giderken yanınıza patronunuzu alın: Başa çıkabileceğinizden daha çok geribildirim alacaksınız; ama yararını göreceksiniz.
    • Olumsuz diyaloglardan ve başınıza bela olabilecek olumsuz insanlardan uzak durun: Başınızı derde sokmak yerine sizi teşvik edecek insanlar bulun.

Bir beysbol oyuncusu, topa vurma sırası kendisine geldiğinde, “şansını değiştirmek” için her şeyi yapar. Batıl inançlardan (tavşan ayağı, tıraş olmamak, aynı iç çamaşırını giymek) duruş şeklini değiştirmeye, video izlemeye ya da fazladan antrenman yapmaya dek her şey. Ama, kötüye gidişi durdurmanın genellikle tek yolu, daha çok topa vurma çalışması yapmak ve eski formuna kavuşmaktır.

Kaybedilen beceriyi kazanmak için temel bilgilere başvurun.

Kriz gerçeği üzerine birkaç not daha:

Tekdüzelikten kurtulmanın en iyi yolu, krize belli bir mantık çerçevesinde yaklaşmaktır. Krizin başkalarından değil, sizden kaynaklandığını kabul ederseniz, her şey daha kolay olacaktır. Dünyadaki en önemli kişiye, kendinize, inanın.

 

İLETİŞİM DE BEDEN DİLİ

İLETİŞİM DE BEDEN DİLİ

localveri Kişisel Gelişim

İletişimde Beden Dili
İletişimde beden dili % 60 , ses tonu % 30 , kelimeler

% 10 önem taşır.

İlişkilerde pozitif olmak , olaylara olumlu yönden bakmak çok

önemlidir. Böylece etkili bir iletişim kurulması sağlanabilir.

1- YÜZ : Canlı olun.Mümkün olduğunca gülün.

2- GÖZ : İnsanların yüzüne bakın.Konuşurken gözlerinizi kaçırmayın .

3- JESTLER : Jestlerinizin ( el , kol vs. kullanımı ) sözlerinizle aynı

mesajları vermesini sağlamalısınız.Ellerin kenetlenmesi , kolların
kavuşturulması , ellerinizin çene hizasında olması durumlarından kaçının.
Aşırıya kaçmadan jestlerinizi kullanın.

4- BAŞ HAREKETLERİ : Karşınızdaki konuşurken başınızı ara sıra

aşağı yukarı hareket ettirerek onu dinlediğinizi ve anladığınızı belli
edin.

5- DURUŞ : Sizinle konuşan insanlara bakın. Mümkün olduğu kadar

çok kişiye ara sıra da olsa bakmaya çalışın .

6- TEMAS : Bazı durumlarda yaşı küçüklerle , aynı cins ve sizden daha

alt statüde olanlarla bedensel temas kurun.

7- KONUŞMA : Ses tonu çok önemlidir.Çok fazla konuşmayın.

Toplulukta eşit miktarda konuşun.

KAYNAK: YÖNETİCİLER İÇİN ANAHTAR , Behçet N. TANKUT